Erteleme Alışkanlığı: İsteksizlikten Daha Fazlası

Bazı öğrenciler masanın başına oturur, kitabı açar ve dakikalarca ilk soruya başlayamaz.
Bazıları ise gün boyunca "Birazdan çalışacağım." diyerek kendini ikna eder. Gün biter, vicdan azabı başlar ve ertesi gün aynı döngü yeniden yaşanır.
İlk bakışta bunun nedeni isteksizlik gibi görünür. Oysa çoğu zaman mesele çalışmayı istememek değildir. Çalışmaya başlamayı zorlaştıran görünmeyen duygulardır.
Başarısız olma korkusu…
"Nasılsa yetişmeyecek." düşüncesi…
Mükemmel yapmak istemek…
Nereden başlayacağını bilememek…
Hepsi aynı sonuca çıkar:
Ertelemek.
Bu yüzden erteleme davranışını yalnızca irade eksikliği ya da isteksizlik olarak değerlendirmek çoğu zaman eksik kalır. Çünkü öğrenci çalışmak istemediği için değil, çalışmanın zihninde oluşturduğu yük nedeniyle ilk adımı atamıyor olabilir. İşte tam bu noktada küçük ama önemli bir değişiklik yapmak gerekir.
Birçok öğrenci kendine büyük hedefler koyuyor.
"Bugün altı saat çalışacağım."
"Bütün matematiği bitireceğim."
"Bu hafta tüm eksiklerimi kapatacağım."
Büyük hedefler ilk bakışta motive edici görünse de bazen başlamayı daha da zorlaştırabiliyor.
Bunun yerine hedefi küçültmek çoğu zaman daha etkili oluyor.
"On dakika çalışacağım."
"İlk sayfayı çözeceğim."
"Sadece ilk soruyu okuyacağım."
Çünkü beynimiz çoğu zaman büyük yüklerden değil, ilk adımdan sonra harekete geçiyor.
Bir başka önemli nokta ise öğrencinin kendisiyle kurduğu dil.
"Ben çok isteksizim."
"Ben zaten düzenli çalışamıyorum."
"Ben böyle biriyim."
Bu cümleler zamanla davranışı kimliğe dönüştürür. Oysa davranış değişebilir.
Belki de kendimize şu soruyu sormalıyız:
"Ben gerçekten çalışmak mı istemiyorum, yoksa başlamayı zorlaştıran bir duygu mu yaşıyorum?"
Bu iki sorunun cevabı birbirinden tamamen farklıdır.
Ve çoğu zaman çözüm de tam burada başlar.
Psikolojik Danışman Notu
Erteleme davranışı her zaman isteksizlikten kaynaklanmaz. Kaygı, mükemmeliyetçilik, başarısız olma korkusu veya nereden başlayacağını bilememek de bu döngüyü besleyebilir. Çözüm bazen daha fazla motive olmaya çalışmak değil, başlamayı kolaylaştıracak küçük ama sürdürülebilir adımlar atmaktır.
Feyza Gümüşhan Çavuş
Psikolojik Danışman & Rehber Öğretmen
Önerilen Diğer Yazılar

Sınav Kaygısı: Düşman mı, Yol Arkadaşı mı?
Bir gün sınav kaygısı tamamen ortadan kalksaydı ne olurdu? İlk bakışta kulağa harika geliyor. Hiç heyecan yok. Hiç stres yok. Hiç kaygı yok. Peki gerçekten böyle bir öğrenci sınava hazırlanır mıydı? Muhtemelen hayır.

Ergenlik Döneminde İletişim: Çocuğunuzla Aynı Takımda Mısınız?
Yıllardır öğrenciler ve aileleriyle yaptığım görüşmelerde dikkatimi çeken ortak bir durum var. Ergenlik döneminde iletişimin bozulduğunu düşünen ailelerin sayısı oldukça fazla. "Eskiden her şeyini anlatırdı.", "Artık odasından çıkmıyor.", "Ne sorsam tek kelime cevap veriyor." gibi cümleleri sıkça duyuyorum.

DEHB: Dikkat Eksikliği mi, Farklı Çalışan Bir Zihin mi?
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), son yıllarda hem ailelerin hem de eğitimcilerin en çok konuştuğu konular arasında yer alıyor. Ancak DEHB hakkında hâlâ birçok yanlış inanış bulunuyor. Bunların başında da "İsterse yapar.", "Yeterince çabalamıyor." veya "Ders çalışmayı sevmiyor." gibi düşünceler geliyor.